[genç soluklar 2004]
nazım serhat fırat inceltilmiş şiddet görünümleri
nazım serhat fırat
1978 Bursa doğumlu. Eğitimine ve çalışmalarına İstanbul'da devam ediyor.
inceltilmiş şiddet görünümleri
“«şiddet,-ti a. Ar 1 bir devinimin, bir gücün, bir davranışın derecesi, yeğinlik, sertlik. 2 bir devinimden doğan güç. ör. Rüzgarın şiddeti ağaçları devirdi. 3 mec. (duygu ya da davranış için) aşırılık, yeğinlik. ör. Sevgisinin şiddetiyle, gerçeği göremez olmuştu. 4 karşıt tutumda, görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma, sert davranma, sertlik. ör. Şiddet sorunları çözümden uzaklaştırır. şiddet göstermek kaba ve sert davranmak. şiddet olayı insanları sindirmek, korkutmak için yaratılan olay ya da girişilen eylem. şiddete başvurmak kaba kuvvet kullanmak. şiddetle be. 1)güçlü bir biçimde. 2)hızla. 3)sert olarak, sertçe»       
‘Güç, sertlik, kuvvet, sindirmek, korkutmak, hız…’ Şiddet, dilde karşılığını bulamıyor, kısır metinlerin ve cümbüşlü bir renk skalasına benzeyen televizyonun zihinlerde açtığı boşlukta hayat buluyor. Dilde karşılığı olmayanın gittikçe incelmesi ve yokluğa karışması ihtimali, gündeliğin içinde tersine işliyor. Yola atılmış kedi ölüsü, köşe başından fırlayan eli bıçaklı biri, sevgilisiyle beraber gördüğü için kızının boğazını kesebilen baba, bir kente her gece yağan bombalar, işsiz ve aç bırakılma korkusu, anlatılamaz olanı ete kemiğe büründürüyor. Yaşanana bir isim vermek gereksizleşiyor. Hepimizi, alıştığı ve onsuz yapamadığı bir zamana sürüklüyor. Şiddetin anlatılamazlığı belki de şiddeti bir cazibe merkezi haline getirmekte. Şiddet müptelası edilmişlerin, acısını acı vererek çıkaranların, ‘ya bizden yanasınız, ya da onlardan’cıların, ‘Bayhan’cıların, futbolcuların zamanı. Şiddetin kitlesel bir hipnoz aracına dönüştürüldüğü bir dünya, başka bir dünya. Bıçağın sadece elma soymaya yaramadığı bir dünya. 
Fotoğraflarımda şiddeti aradım. Hiç bilmediğim, hiç görmediğim, hiç hissetmediğim, ama bu dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir zamanda yaşanmış ya da yaşanması olası olan şiddeti aradım. Konu olarak şiddetin, genişliğinden kaynaklı kişisel bir okumasını yaparak, şiddetin farklı biçimlerde iz bıraktığı bedenleri fotoğrafladım. Kanırtılmış, karanlığa gömülmüş, karanlıkla boğuşan bedenler; kapatılmış, sarılmış portreler… İster açlığın diz çöktürdüğü olsun, ister darp edilmiş olsun şiddetin bedende yarattığı tahribat özde aynı. Şiddet nesnesine acı verir, aşağılar, iz bırakır ve eninde sonunda nesnesinin üzerinden kendini yeniden üretir. Fotoğraflarımda şiddet güçlü bir duygu olarak kendini göstermemekte, fotoğrafın öncesinde ve sonrasında “buradayım” demektedir. Kadrajla parçaladığım bedenin üzerinden dışarı taşan şiddet, fotoğrafa girmeyen bedenin üzerinde hüküm sürerken, aynı zamanda dışarıdan içeriyi tehdit etmektedir. Böylelikle süreklilik kazanan şiddet, fotoğrafın saptadığı anda kendisini göstermemekte, fotoğrafa suretini düşürmektedir. Şiddet denilen olgunun ancak küçük bir parçasını objektif altına alan bu proje benim için konuya giriş niteliğindedir.”